Salih Bahtiyar
  Turkiye'nin Endemik ve Egzotik Alabaliklari
 


TÜRKİYE’NİN ENDEMİK VE EGZOTİK ALABALIKLARI

ENDEMİK: Yeryüzünün yalnızca belirli bölgelerinde yayılış gösteren (yaşam alanı belirli bir bölgeyle sınırlı) canlı tür.
EGZOTİK: Dışarıdan gelmiş, yabancı tür.

Özet
Salmo platycephalus Behnke, 1968 ve Salmo trutta abanticus Tortonese, 1954 ülkemize endemik alabalık tür ve alttürüdür. Salmo salar Linnaeus, 1758,Oncorhynchus mykiss (Walbaum, 1792), Salvelinus alpinus (Linnaeus, 1758), Salvelinus fontinalis (Mitchill, 1814), Coregonus lavaretus (Linnaeus, 1758) Türkiye içsularına sonradan katılan egzotik türlerdir. Yerli ve endemik alabalık türlerimizin, ülkemiz tatlısu kaynaklarında giderek artan ve yayılan egzotik türlere karşı gözlemlenmesi ve korunması gerekmektedir.

GİRİŞ
Salmoniformes takımının tek familyası Salmonidae’dir ve üç alt familyaya ayrılır. Coregoninae 82 tür, Thymallinae 11 ve Salmoninae 109 türle temsil edilmektedir [1]. Alabalıklar Holoarktik bölgede soğuk sularda doğal olarak yaşamaktadır [2]. Familya ekonomik öneminden dolayı iyi çalışılmıştır ve biyolojileri hakkında bilgi oldukça fazladır, bununla birlikte taksonomileri tartışma halindedir [3-6].

Birçok alabalık türü, ticari ve sportif balıkçılıkta büyük öneme sahip olduğu için, dünyanın her tarafındaki temiz, bol oksijenli soğuk su kaynaklarına sistematik bir şekilde aşılanmıştır. Sözgelimi Kuzey Afrika, Akdeniz Havzası, Hazar ve Aral Gölü, İskandinav ülkelerinde doğal dağılım gösteren Salmo trutta [7]; 1852–1938 yılları arasında, Rusya (1852), Yeni Zelanda (1867–1885), Amerika Birleşik Devletleri (1883), Kanada (1888), Güney Afrika (1890), Japonya (1892), Güney Amerika (1904–1938)… vb. 24 ülkeye insan eliyle götürülüp aşılanmıştır [8]. 90 yıldan daha az bir süreçte Salmo trutta evrensel bir tür olmuştur.

Sonradan katılımın tehlikeli etkileri predasyon, hibridizasyon, rekabet, hastalık, parazitler ve habitat değiştirmedir [9, 10]. Bu durumdan en çok etkilenen kuşkusuz endemik türlerdir. Alabalık stoklanması, birçok doğal alabalık populasyonunda genetik kirlilikle sonuçlanmıştır [6]. Bu duruma en iyi örnek İtalya’nın kuzeyinden Arnavutluk’a kadar Adriyatik Denizi’ne dökülen akarsularda doğal olarak yaşayan Salmo marmoratus’tur [11]. Geniş coğrafik dağılım göstermesine karşın, genetik olarak orijinal kalan populasyon sayısı çok azdır [3, 12, 13]. Delling ve ark. [14]’na göre alabalık türleri arasında hibridizasyon esasen insan aktivitelerinin bir sonucudur ve hibritler morfolojik karakterlerinde özellikle renklenme şekillerinde çok fazla varyasyon göstermektedir. Kaç tane doğal alabalık populasyonunun daha güzel, daha iyi büyüyen, daha lezzetli balık eldesi için hibridizasyondan dolayı kaybedildiğini tahmin etmek zordur [6].

Ülkemizde de endemik ve egzotik alabalıklarla benzer aşılama çalışmaları yapılmaktadır. 1975-1977 yılları arasında Yeşilırmak üzerine inşa edilen Ataköy Baraj Gölü’ne (Tokat), Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, Salmo trutta abanticus yavruları, DSİ tarafından, Oncorhynchus mykiss yavruları bırakılmıştır. DSİ VII. Bölge Müdürlüğü-Samsun tarafından hazırlanan Yıllık Değerlendirme Raporu (2006)’na göre, Ataköy Baraj Gölü’ndeki alabalıkların %88’i gökkuşağı alabalığı, %12’si Abant alabalığı populasyonlarından oluşmaktadır [15]. Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, 2007 yılında Ulugöl’e (Ordu) 15.000 Salmo trutta abanticus yavruları bırakılmıştır. Ulugöl’de yapılan incelemeler sonucunda, balıkların göle uyum sağladığı ve üreme faaliyetlerine geçtiği bildirilmiştir [16].

Balık ve Ustaoğlu [17]’na göre, verimsiz suların balıklandırılmasında, sığ dağ göllerine sadece pelajik alabalık türlerinin (Oncorhynchus mykiss, Salvelinus alpinus), derin göllere ise hem pelajik hem de demersal alabalık türlerinin (Salvelinus fontinalis, Coregonus lavaretus), dağ derelerinin membaya yakın kısımlarına göçebe olmayan alabalık türlerinin (Salmo trutta fario) aşılanmasında her hangi bir sakınca bulunmamaktadır. Ancak yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı yerli ve endemik alabalık türlerimizin, ülkemiz içsularında giderek artan ve yayılan egzotik türlere karşı gözlemlenmesi ve korunması gerekmektedir.

MATERYAL VE METOD
Ülkemiz iç sularında yaşayan endemik ve egzotik alabalıklara ait bilgiler, ulusal ve uluslararası literatür ile internet veri tabanları esas alınarak verilmiştir.

BULGULAR
Salmo platycephalus ve Salmo trutta abanticus ülkemize endemik alabalık tür ve alttürüdür. Salmo salar, Oncorhynchus mykiss, Salvelinus alpinus, Salvelinus fontinalis, Coregonus lavaretus Türkiye içsularına sonradan katılan egzotik türlerdir.


Salmo platycephalus Behnke, 1968 (Anadolu alabalığı)
Salmo platycephalus ilk kez 1968 yılında, Behnke tarafından Pınarbaşı yakınındaki Seyhan Nehri’nin üst kollarından bildirilmiştir.
Dağılım alanı sınırlıdır, sadece Seyhan Irmağı sisteminde Uzunyayla’dan Kayseri’ye kadar uzanan Zamantı Irmağı ve kollarında bulunur (Soğuksu, Karagöz, Uzunyayla) [18]. Yüksek dağ sularına adapte olmuşlardır, göç etmezler [19]. Diğer alabalıklara nazaran daha yüksek su sıcaklığında yaşayabilmektedir [20]. Rapor edilen maksimum yaş 10, maksimum ağırlık 988.7 gr. [21], maksimum boy 50 cm. [20].

Anadolu alabalığı, IUCN Nesli Tükenme Tehlikesi Altında Olan Türlerin Kırmızı Listesi’ne göre, kritik tehlikededir (B1ab(v)+2ab(v) ver 3.1) [22]. Doğada soyu tükenme tehlikesi had safhada olan türler bu kategoriye girmektedir. Çevre ve Orman Bakanlığı Merkez Av Komisyonu Kararı’na göre, 2010-2011 Av Dönemi’nde, Zamantı Irmağı’nda avlanmak yasaktır [23]. Ayrıca Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan Denizlerde ve İç Sularda Amatör (Sportif) Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen 37/2 Numaralı Sirküler’e göre de, Zamantı Irmağı’nda avlanması yasaktır [24].


Salmo trutta abanticus Tortonese, 1954 (Abant alası) (Tunceli üniv.)
Salmo trutta abanticus ilk defa 1954 yılında Tortonese tarafından Abant Gölü’nden bildirilmiştir [25]. Türkiye’de sadece Abant Gölü ve çevresindeki su kaynaklarında yaşayan endemik bir formdur [20]. Su kalitesi yüksek, oksijen bakımından zengin, duru sularda yaşamaktadır. Maksimum 60 cm. boya, 1 kg. ağırlığa ulaşabilirler [26].

Abant alası, IUCN Nesli Tükenme Tehlikesi Altında Olan Türlerin Kırmızı Listesi’nde bulunmamaktadır [22]. Çevre ve Orman Bakanlığı Merkez Av Komisyonu Kararı’na göre, 2010-2011 Av Dönemi’nde, Abant Gölü’nde avlanmak yasaktır [23]. Ayrıca Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan Denizlerde ve İç Sularda Amatör (Sportif) Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen 37/2 Numaralı Sirküler’e göre de, Abant Gölü’nde avlanması yasaktır [24].



Salmo salar Linnaeus, 1758 (Atlantik salmonu)

Kanada ve Kuzey Amerika kıyıları, Atlas Okyanusu, Kuzey, Beyaz, Barents ve Baltık Denizi Havzaları, Minho’dan (Portekiz-İspanya) Kara Deniz’e (Batı Sibirya) kadar olan bölge, İzlanda, Büyük Britanya ve İskandinavya’da doğal olarak bulunmaktadır [6, 27]. Ticari değeri yüksek olduğu için birçok ülkede yetiştiriciliği yapılmaktadır. Tatlı, acı ve tuzlu sularda yaşayabilen, bentopelajik, anadrom bir türdür [28]. Rapor edilen maksimum yaş 13 [28], maksimum boy 150 cm. maksimum ağırlık 50 kg. [29].

Atlantik salmonu, IUCN Nesli Tükenme Tehlikesi Altında Olan Türlerin Kırmızı Listesi’ne göre, en az tehlikede olanlar kategorisindedir (ver 2.3) [22]. Geniş coğrafik dağılıma sahip, düşük riskli olan türler bu kategoriye girmektedir. Bern Sözleşmesi-1979 (Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi)’ne göre, Ek 3- Korunan Fauna Türleri Listesi’nde yer almaktadır [30].

Salmo salar yetiştiriciliği Türkiye’de 1988 yılında Karadeniz sahillerinde başlamıştır. Atlantik salmonu ülkemizde doğal olarak yaşamadığı için yumurtalar Norveç’ten getirtilmiş, Sapanca Su Ürünleri Meslek Yüksekokulu’nda kuluçka altına alınmış, Karadeniz’e tanklar içerisinde gönderilmiş ve çoğalmaları için kafeslere yerleştirilmiştir. Karadeniz düşük tuzluluğu ve su sıcaklığından dolayı Atlantik salmonu yetiştiriciliği için uygundur. Ancak 1991 yılında, su sıcaklığı 20ºC’nin üzerine çıktığında bakteriyel enfeksiyonlardan dolayı ciddi ölümler meydana gelmiştir. Bunun üzerine denize taşınmadan önce frunkulosis ve vibriosis hastalıklarına karşı aşılama yapılmıştır, ancak 1993 ve 1994 yaz aylarında; su sıcaklığı 23ºC’nin üzerine çıktığında, ölümler aşılılar arasında bile tekrar meydana gelmiştir. Bu türün kültürü teknik, ekolojik (Karadeniz’in yüzey suyunun yüksek sıcaklığı) ve pazarlama problemlerinden dolayı genellikle başarısızdır. Bununla birlikte, Türkiye’de birkaç işletme hala Atlantik salmonu yetiştiriciliği yapmaktadır [31].

Salmo salar’ın ticari stokları, doğal alabalık ve diğer balık populasyonları üzerinde rekabet, hibridizasyon ve hastalıkların yayılması gibi önemli etkilere sahiptir [32, 33]. Atlantik salmon kültürünün yapıldığı çiftliklerde hastalıkların önlenmesi ve tedavisi için kullanılan ilaçlar, yenilmeyen besinler ve balık dışkısı lokal kirliliğe neden olur [34].


Oncorhynchus mykiss (Walbaum, 1792) (Gökkuşağı alabalığı)

Doğal olarak Kamçatka, Aşağı Amur Havzası’nın güneyi, Kuzey Amerika’nın Pasifik Havzası’nda yaşamaktadır. Oksijen konsantrasyonu çok düşük ve yaz aylarında su sıcaklığı 25ºC’nin üzerine çıkan sular hariç hemen hemen bütün su kaynaklarına stoklanmıştır [6]. Ticari değeri yüksek olduğu için birçok ülkede yetiştiriciliği yapılmaktadır. Tatlı, acı ve tuzlu sularda yaşayabilen, bentopelajik, anadrom bir türdür [28]. Dünyanın en hızlı yüzen on balığı içerisindedir (8.004 m/s) [20]. Rapor edilen maksimum yaş 11 [35], maksimum boy 120 cm. maksimum ağırlık 25.4 kg. [28].
Gökkuşağı alabalığı, IUCN Nesli Tükenme Tehlikesi Altında Olan Türlerin Kırmızı Listesi’nde bulunmamaktadır [22]. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan Denizlerde ve İç Sularda Amatör (Sportif) Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen 37/2 Numaralı Sirküler’e göre, içsularımızdaki ekolojik açıdan potansiyel sakıncalı balıklar grubundadır [24]. Bu grup içinde yer alan balıklar ekolojik ortama ve ekonomik balık stoklarımıza zarar verebilme potansiyeline sahip balıklardır. Kontrolsüz ve izinsiz olarak dere ve göllere bırakılması yasaktır.

Oncorhynchus mykiss ilk kez Amerika’da yapay koşullarda üretilmiştir [36]. Gökkuşağı alabalığı üzerinde birçok ıslah çalışmaları yapılmış olup, 15’in üzerinde ticari varyete elde edilmiştir [37]. Antartika hariç tüm dünya ülkelerinde yetiştiriciliği yaygınlaşan gökkuşağı alabalığı, ülkemize 1969 yılında Yedigöller Milli Parkı (Bolu)’na getirilerek girmiştir [38]. Oncorhynchus mykiss tatlı sularda Salmo trutta ve Salmo salar’dan daha hızlı gelişmektedir [39]. Et kalitesi ve sofralık değeri yüksektir. Yem seçmez ve yumurtadan itibaren yetiştiriciliği yapılabilir [40]. Hastalıklara karşı dirençlidir [41]. Bu özellikleri nedeniyle ülkemizde; kontrol altına alınmış çevre şartlarında, kültür balıkçılığı yapılan en yaygın egzotik türdür.

Dünyanın en kötü istilacı yabancı 100 türü arasındır [42]. Çiftliklerden kaçan gökkuşağı alabalıkları potansiyel olarak endemik türlerin yerine geçer (özellikle Salmo trutta) ve balık kommunite yapısının değişimi ile sonuçlanan saldırgan davranışlar gösterir. Alabalık çiftlikleri kurulurken akarsuların doğal seyrinden çevrilmesi potansiyel olarak doğal tür kompozisyonunu ve çeşitliliği etkilemektedir. Gökkuşağı alabalığı yetiştiriciliğinin yoğun olduğu su kaynaklarında artık besinler, hastalık tedavisinde kullanılan kimyasal maddeler ve balık dışkısı su ve sediment kimyasını değiştirir. Artan nutrientler su kalitesini azaltır (Biyolojik O2 ihtiyacı artar, suda çözünmüş O2 azalır, bulanıklık artar) [43].

Doğal türler üzerine etkileri hibridizasyon, hastalık yayma, predasyon, rekabettir [44]. Taşıdığı bir Protozoa (Myxobolus cerebralis) dönme hastalığına neden olur. Bu hastalık alabalıkların sinir sisteminde bozukluklara ve omurgada eğriliğe yol açar. Gökkuşağı alabalığı çoğu zaman Salmo trutta ve Salmo salar’ın oluşturduğu yuvalara (içinde yumurtaların ve alevinlerin bulunduğu) yumurtalarını bırakır. Oncorhynchus mykiss yumurtladığında Salmo trutta ve Salmo salar yumurtaları zarar görür. Oncorhynchus mykiss aşılanması, doğal alabalık türleri (Oncorhynchus apache, Oncorhynchus clarki, Oncorhynchus aguabonita, Oncorhynchus gilae) ile hibridizasyon yeteneğinden dolayı genetik bütünlüğü etkilemektedir [35].


Salvelinus alpinus (Linnaeus, 1758) (Alp alası)

Salvelinus Kuzey Yarım Kure’ye özgü bir cinstir. Salvelinus alpinus Holoarktik bölgede doğal olarak bulunur. Avrupa’da birçok göle aşılanmıştır [8]. Tatlı, acı ve tuzlu sularda yaşayabilen, bentopelajik, anadrom bir türdür [28]. Rapor edilen maksimum yaş 32 [6], maksimum boy 107 cm. maksimum ağırlık 15 kg. [28].

Alp alası, IUCN Nesli Tükenme Tehlikesi Altında Olan Türlerin Kırmızı Listesi’ne göre, en az tehlikede olanlar kategorisindedir (ver 3.1) [22]. Geniş coğrafik dağılıma sahip, düşük riskli olan türler bu kategoriye girmektedir.
Ülkemize Fransa’dan Erzurum’daki bir balık çiftliğine gökkuşağı alabalığına alternatif olarak [45], Atatürk Üniversitesi Balıkçılık Araştırma Merkezi’ne büyüme ve gelişme performansının ölçülmesi amacıyla getirtilmiştir [46]. Doğal ortamda diğer balıklarla rekabet, predasyon [8] ve hibridizasyon etkisi rapor edilmiştir [47-49].


Salvelinus fontinalis (Mitchill, 1814) (Kaynak alabalığı)

Doğal olarak Kuzey Amerika (Kanada, Güney Atlantik, Büyük Göller, Mississipi Nehri Havzası), Güney Amerika (Arjantin)’da yaşamaktadır. Diğer kıtaların ılıman iklim kuşağı bölgelerine sonradan girmiştir. Tatlı, acı ve tuzlu sularda yaşayabilen, demersal, anadrom bir türdür [28]. Rapor edilen maksimum yaş 15 [6], maksimum boy 86 cm. maksimum ağırlık 9.4 kg. [28].

Kaynak alabalığı, IUCN Nesli Tükenme Tehlikesi Altında Olan Türlerin Kırmızı Listesi’nde bulunmamaktadır [22].
Salvelinus fontinalis 1970’li yıllarda yurdumuza getirtilmiş [29]. Doğu Karadeniz bölgesinde gökkuşağı alabalığı çiftliklerinde ikinci tür olarak yetiştirilmeye başlanılmıştır [50]. Kaynak alabalığı, su kalitesindeki değişimlere (kirlilik gibi), hastalıklara ve yüksek su sıcaklığına karşı daha hassas olmaları ve karnivorluğunun yüksekliğinden dolayı yaygınlaşmamıştır [29, 51]. Hızlı büyümesi ve yemden yararlanma düzeyinin yüksek olmasına rağmen, ülkemizde yetiştiricilikteki yerini gittikçe gökkuşağı alabalığına bırakmıştır [29]. Avrupa ve Kuzey Amerika ülkelerinde Salvelinus fontinalis ve Salvelinus alpinus yetiştiriciliği 18. yüzyılın sonlarına doğru oldukça popüler olmasına rağmen, günümüzde yaygın değildir. Bu taksonların yetiştiriciliği balıklandırma, stok takviyesi ve sportif amaçlara yönelik yapılmaktadır [51].

Salvelinus fontinalis hem doğal balıkları hem de göl ve akarsuların ekolojisini tehdit ettiği için işgalci bir türdür. Rekabet, predasyon ve hibridizasyon (Salmo trutta, Salvelinus malma, Salvelinus namaycush ile) etkisi, populasyonların tehlike sınırına kadar azalmasına sebep olabilmektedir. Salvelinus fontinalis, endemik türlerin tekrar kendini toparlaması için aşılandığı birçok habitattan uzaklaştırılmıştır [33].


Coregonus lavaretus (Linnaeus, 1758) (Koregon, Beyaz balık)

Whitehead ve ark. [27]’na göre Kuzey, Baltık, Barents ve Beyazdeniz’in güney doğusunda, Kottelat ve Freyhof [6]’a göre Bourget Gölü (Fransa) ve Cenevre Gölü’nde (İsviçre ile Fransa arasında) doğal olarak bulunmaktadır. 1880 yılından beri doğal dağılımının dışında, Avrupa’nın birçok ülkesindeki içsulara aşılanmaktadır [52]. Tatlı, acı ve tuzlu sularda yaşayabilen, demersal, anadrom bir türdür [28]. Boyları 130 cm. ağırlıkları 10 kg. olabilmektedir [52].

Koregon, IUCN Nesli Tükenme Tehlikesi Altında Olan Türlerin Kırmızı Listesi’nde, hassas olanlar kategorisindedir (D2 ver 3.1) [22]. Doğada soyu tükenme tehlikesi yüksek olan türler bu kategoriye girmektedir. Bern Sözleşmesi (1979)’ne göre, Ek 3- Korunan Fauna Türleri Listesi’nde yer almaktadır [30].

Coregonus lavaretus, 12 Mart 1954’te Almanya’dan ve 13 Mart 1954’te Avusturya’dan getirilen döllenmiş yumurtaların İznik Gölü’ne aşılanmasıyla Türkiye’ye girmiş bulunmaktadır [25]. Coregonus türlerinin sınıflandırılmasında problemler olduğu için, aşılama ve stoklamaya ilişkin çelişkili bilgiler mevcuttur [6, 53]. Son zamanlarda, İznik Gölü İhtiyofaunası üzerine yapılan iki çalışmada Coregonus türüne rastlanılmamıştır [54, 55]. Bol oksijenli, temiz ve berrak sularda yaşayan bu taksonun, İznik Gölü’ne uyum sağlayamadığı fikri akla gelmektedir. Bunun yanı sıra göle bırakılan yavruların kalitesi, bırakma sezonu, balığın büyüklüğü, türler arası rekabet aşılamanın başarısız olmasında etkili olmuş olabilir.

USGS Yerli Olmayan Sucul Türler Veri Tabanı’na göre, aşılamadan sonra yerli türler üzerine etkisi bilinmemektedir [44]. Aksine Salmo trutta ve Salvelinus alpinus, Coregonus lavaretus’un predatörü olarak rapor edilmiştir [56]. Mamcarz [57]’a göre, 1966-1983 yılları arasında Avrupa’da Coregonus lavaretus’un doğal olarak yaşadığı 121 göle Coregonus peled aşılanmıştır. Eşzamanlı olarak doğadan yakalananlar ile suni olarak çoğaltılan iki tür arasında, kuluçkalıklarda istenmeyen hibridizasyon meydana gelmiştir. Hibrit nesiller, doğal stokların bulunduğu habitatlara aşılanmıştır. 1978’den beri Polonya’da her iki türün bulunduğu göllerde avlanma miktarlarının azaldığı rapor edilmiştir [57].

SONUÇ
FAO tarafından hazırlanan 5612 taksonun yer aldığı DIAS (Databese on Introductions of Aquatic Species) listelerinde, Türkiye’ye Salmo salar ile Oncorhynchus mykiss’in diğer ülkelerden getirildiği bildirilmiştir, ancak Salvelinus alpinus, Salvelinus fontinalis ve Coregonus lavaretus ile ilgili bilgiye rastlanılmamıştır [58]. Global İstilacı Türler Veritabanı’na göre ülkemizde 109 işgalci tür bulunmaktadır [33]. 109 işgalci tür arasında Salmo salar, Oncorhynchus mykiss ve Salvelinus fontinalis’in adı geçmektedir, Salvelinus alpinus ve Coregonus lavaretus ile ilgili bilgiye rastlanılmamıştır.
FAO Balıkçılık İstatistiklerine göre, 2007 yılında dünyada toplam 600.000 ton gökkuşağı alabalığı, 1.500.000 ton Atlantik salmonu üretilmiştir [34, 43]. Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) Su Ürünleri İstatistiklerine göre, 2009 yılında toplam 158.729 ton kültür balığı üretilmiştir [59]. Ülkemizde yetiştiriciliği yapılan Salmonidlerin miktarları alabalıklar başlığı altında verilmiştir. Resmi kayıtlara göre, 2009 yılında içsularımızda 75.657 ton, denizlerimizde 5.229 ton alabalık üretilmiştir [59].

Ülkemiz doğal balık faunası içerinde yer almayan Oncorhyncus mykiss, üretim çiftliklerinden kaçarak yetiştiriciliğinin yapıldığı akarsuya veya baraj gölüne uyum sağlayabilmektedir [60, 61]. Ergene [62], Zamantı Irmağı’nda Oncorhynchus mykiss yaşadığını rapor etmiştir. Salmo trutta abanticus ve Salmo platycephalus’un yaşadığı tatlısu kaynaklarında; mevcut alabalık stoğunun zenginleştirilmesi dışında, özellikle egzotik alabalık türleriyle balıklandırma ve yetiştiricilik çalışması yapılmaması gerektiğini düşünmekteyiz.

Türkiye ihtiyofaunasına zarar veren, yaşadıkları habitatların ekolojik özelliklerini değiştirebilen egzotik türlerin yerine yerli alabalıklarımızın yetiştiriciliğine yönelik çalışmalar yapılmaktadır, ancak incelemeler sonucunda elde edilen bulgular işletmecilerin istediği düzeyde değildir (18. yüzyıldan beri yetiştiriciliği yapılan Gökkuşağı alabalığının yetiştiriciliği ile ilgili sorunların büyük bir kısmı çözümlenmiştir). Sözgelimi Uysal ve ark. [63], Abant Gölü’nden yakaladıkları Salmo trutta abanticus anaçlarından sağlanan yumurtalardan çıkan larvalar (ortalama ağırlıkları 0.087 gr.) ile Bolu-Gölköy Balık Üretme İstasyonu’nda kültür yoluyla yetiştirilen Oncorhyncus mykiss anaçlarından elde edilen yumurtalardan çıkan larvaların (ortalama ağırlıkları 0.100 gr.) gelişim performansını 350 gün süreyle havuz şartlarında incelemişlerdir. Deneme sonunda gökkuşağı alabalığının ortalama yaş ağırlıkları 155 gr, Abant alabalığının ortalama yaş ağırlıkları 5 gr. olarak tespit edilmiştir. Araştırmacılara göre, Salmo trutta abanticus, Oncorhyncus mykiss’e göre havuz şartlarında yem alımının kötü olması, çevre koşulları yönünden ekstrem şartlar istemesi ve adaptasyon yeteneğinin zayıf olması nedeniyle istenilen gelişme performansını gösterememekte, bu yüzden işletmeciler Abant alabalığı yetiştiriciliği ile ilgilenmemektedir. Kültür balıkçılığı için yabancı ülkelerden getirilen balık türleri yerine yerli türler kullanıldığında, doğal faunanın karışması ve yabancı türlerle birlikte ülkemize getirilen balık hastalıklarının önleneceği kuşkusuzdur.

Abant alabalığının kültürü stok takviyesi ve sportif amaçlara yönelik olarak Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından Bolu-DSİ Gölköy Balık Üretme İstasyonu’nda gerçekleştirilmiş, yumurtadan çıkan larvalar Gölcük Gölü, Abant Gölü ve bu göllere dökülen en yakın akarsulara salıverilmiştir [29, 38]. Yaptığımız literatür taramasında Salmo platycephalus yetiştiriciliğine yönelik herhangi bir çalışmaya rastlanılmamıştır. Nesli tükenmek üzere olan Salmo platycephalus’un yaşadığı tatlısu kaynaklarında da; mevcut alabalık stoğunun zenginleştirilmesi için, benzer çalışmalar yapılmasının faydalı olacağı kanaatindeyiz.

Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından hazırlanan Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı [64]’na göre, iç su biyolojik çeşitliliğini tehdit eden faktörler: Aşırı veya yasa dışı avcılık, su rejimine yapılan müdahaleler, habitat tahribi, kirlilik ve yabancı türlerin girişidir. Biyolojik çeşitliliğin korunması ve ekosistem tahribatının önlenebilmesi için; egzotik türlerin aşılanması, stoklanması veya transferinden önce, uzmanların kontrolü altında incelemeler, yorumlar, etkin planlamalar ve organizasyonlar yapılmalı, gereken önlemler alınmalı, doğal balık faunasını bozacak endemik türlerimizin geleceğini tehlikeye düşürecek balıklandırma çalışmalarına engel olunmalıdır.


Salmo trutta macrostigma


Salmo caspius

Balık Sistematiği
Balık Anatomisi 
DENİZ BALIKLARI
TATLISU BALIKLARI
Türkiye Balık Haritası
Dünyanın En Büyük Balıkları
Köpek Balıkları
Balıklarda Göç Hareketleri
Balıklarda Tatlı Ve Tuzlu Su Arasında Göç
Balık Stoklarındaki Artış ve Azalışlar
Hava Soluyan Balıklar  
Zehirli Balıklar  
Su Ürünlerinden Kaynaklanan Zehirlenmeler  
Balığın Tazeliğini Anlama İpuçları
Neden Kültür Balığı?
Ne Kadar Sıklıkla Balık Yemeliyim?
Balıkların Besin Değerleri    
Balık Fileto Nasıl Çıkartılır?
Tilapya Balığının Ekonomik ve Besin Değerleri 
İnci Kefali
Balinalar Balık mı?
Anahtar Kelimeler-Keywords: Alabalık, alabalik, endemik, egzotik, egzotic, türkiyenin alabalıkları, turkiyenin alabaliklari

 
 
  Spor Spor